- Azel Hukuk
- Sözleşme
- Ocak 11, 2025
Dünya üzerinde ve ülkemizde ihtiyaç duyulan güvenilir ve hesaplı tatil ihtiyacı, sanayileşmenin artması ve insanların çalışma saatlerinde meydana gelen yoğunluk sebebiyle, her geçen gün artarak devam etmektedir. Tatil ihtiyacının beklenmedik bir şekilde artması ve sınırlı tatil imkânlarının bulunması karşısında, tatil bedelleri ve insanların gelirleri arasında oluşan maddi dengesizlik sonucunda, özellikle ülkemizde, insanlar tatil bedellerini karşılamakta güçlük çekmeye başlamıştır. Aynı şekilde talepteki yoğunluğun aksine mevcut tatil sistemlerinin, tatil ihtiyacını karşılamak isteyen kesimden sınırlı sayıdaki kişilere olanak sağladığı görülmüştür.
Turizm sektörünün gelişmesi sonucunda son otuz yıl içinde turistlerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çok çeşitli tatil sistemleri ortaya çıkmıştır. Taşınmaz satın alma, kiralama veya paket tur satın alma bunlardan birkaçı iken tatil olanaklarından bir diğeri ise, kişilere dönemli olarak tatil hizmeti sunmayı temel alan tatil sistemleridir. Ülkemizde de yaşanan sosyoekonomik gelişmeler sonucunda, tatil hizmetlerine olan talep doğrultusunda bir taşınmazdan yararlanmaya yönelik zamana bağlı bölünen tatil sistemlerine yönelim olmuştur. Tatil sistemlerine getirilen zaman unsuru ile yeni bir döneme giren turizm sektörü, kişilere daha uygun bedellerle kaliteli ve güvenilir tatil hizmeti sunmayı hedeflemiştir.
Devre tatil sistemleri olarak adlandırabileceğimiz bu sistemler, hak sahiplerine yılın belli ya da belirli dönemlerinde tatil imkânı sağlamakta, konforlu ve güvenilir hizmet sunmaktadır. Devre tatil sistemlerinin yararlanıldığı tesislerin bakımı, onarımı, işletmesi, güvenliği tesis tarafından sağlanmakta olduğundan, tatil hakkı sahipleri değişik yerlerde tatil yaparken otel konforunda hizmetlerden belli bir aidat karşılığında yararlanabilmektedir.
Devre mülk hakkı AB hukukunda ilk olarak 1994 yılında bir yönergeyle düzenleme alanı bulmuş, 2009 tarihli “Devre Tatil, Uzun Süreli Tatil Ürünü, Yeniden Satım ve Değişim Sözleşmelerinin Belirli Yönleri Açısından Tüketicinin Korunması Hakkında Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Yönergesi” ile eksiklikler giderilmiştir. Günümüz Türk Hukuku’ndaki devre mülk ile ilgili düzenlemelerin temeli bu iki yönergeye dayanmaktadır.
Dönemsel yararlanma hakkı veren devre mülk sözleşmeleri hukukumuzda 10.06.1985 Tarih ve 3227 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’na Devre Mülk Hakkı ile İlgili Maddeler Eklenmesine Dair Kanun” düzenlenme yeri bulmuş olsa da konuyla ilgili yasal boşluk 23.2.1995 tarih ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da değişiklik yapan 6.3.2003 tarih ve 4822 sayılı Kanun’un 6/b maddesi ile giderilmiştir.
İlgili düzenlemenin son fıkrasına göre ise devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti, yeniden satım, değişim sözleşmeleri ve ön bilgilendirmenin içeriği, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, ön ödemeli satışlar ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenecektir.
Bu hususta henüz yeni çıkarılan bir yönetmelik olmaması ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Geçici 1’inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği, yeni yönetmelik çıkarılana kadar 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a dayalı olarak çıkarılmış olan 13.6.2003 tarihli ve 25137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in yeni kanuna aykırı olmayan hükümleri de uygulama alanı bulacaktır.
Devre mülk sözleşmeleri bakımından tüketicinin korunabilmesi yani kanunun 50. Maddesi ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin uygulama alanı bulabilmesi bakımından tüketici işlemi şartı aranmakla beraber aynı zamanda kanunda sayılan gerekli ölçütleri de taşımalıdır. Öyle ki Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 50. maddesinde sayılan unsurları taşımayan devre mülk sözleşmelerinin kurulması mümkünse de bu durumda Kanunda ve Yönetmelikte hüküm altına alınmış özel korumalardan yararlanması söz konusu olmayacaktır.
O halde şunu belirtmekte fayda vardır ki yapılan bir devre mülk sözleşmesinin her iki korumadan da yararlanabilmesi için hem bir tüketici işlemi olmalı hem de tüketici sözleşmesi olarak düzenlenen devre tatil sözleşmesinin unsurlarını taşıması gerekmektedir.