5237 Sayılı kanunun ikinci kısmı olan ‘’Kişilere Karşı Suçlar’’ bölümünde düzenlenen suç tiplerinden kasten öldürme ile kasten yaralama uygulamada adeta birbiriyle içe içe geçmiş durumdadır. Zira fiilin mağdurun ölmemesiyle beraber Türk Ceza Kanunu(TCK)’nun 35. maddesinde düzenlenen ‘’teşebbüs’’ aşamasında kalması halinde suçun kasten adam öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı olacağı uygulamada çeşitli sorunlara yer açmaktadır.

Nitekim mağdur üzerinde gerçekleşen neticenin ölümle sonuçlanmadığı durumlarda failin hangi niyetle hareket ettiği önem kazanmaktadır. Her somut vakıada değişiklik göstereceği aşikâr olsa da failin öldürme kastıyla hareket ettiği durumlarda suç tipi ve cezası farklı, yaralama kastıyla hareket ettiği durumlarda suç tipi ve cezası farklı olacaktır.

Bu yazının amacı, kasten adam öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama suçlarını Türk Ceza Kanunu ve Yargıtay kararları ışığında açıklığa kavuşturmaktır.

Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs Nedir?

Kasten adam öldürmeye teşebbüs, failin mağduru öldürme kastıyla hareket etmesine rağmen eylemin ölümle sonuçlanmaması durumudur. Yani fail, mağdurun hayatına son vermek amacıyla hareket eder ancak bu amaç gerçekleşmez. Bu durum, TCK 35. maddede birazdan daha detaylı incelenecek “teşebbüs” kavramı ile bağlantılıdır.

Örneğin; bir kişinin hayati organına ateş edilmesi ancak ölümün gerçekleşmemesi, kasten adam öldürmeye teşebbüs kapsamında değerlendirilir. Burada önemli olan nokta, failin kastıdır. Eğer failin amacı öldürmekse ve ölüm gerçekleşmemişse, suç yaralama değil, öldürmeye teşebbüs kabul edilir.

Kasten Yaralama Nedir?

Kasten yaralama, failin mağdur üzerinde fiziksel bir zarar meydana getirmesi ancak mağdurun hayatına son vermeyi amaçlamamasıdır. TCK’nın 86. maddesi kasten yaralamayı şu şekilde tanımlar:

“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi cezalandırılır.”

Dolayısıyla, mağdurun hayati tehlike geçirmiş olması veya ciddi bir yara alması, failin kastı öldürmeye yönelik değilse, kasten yaralama olarak değerlendirilir.

Bu noktada okuyucunun aklında şu soru belirebilir: “Peki teşebbüs aşamasında kalan bir fiilin kasten yaralama mı yoksa kasten adam öldürmeye teşebbüs mü olduğuna nasıl karar verilir?” İşte burada teşebbüs kavramı devreye giriyor.

Teşebbüs Nedir?

Kasten adam öldürme suçunun kasten yaralama suçuna yaklaştığı eylem olan ‘’teşebbüs’’ kavramı söz konusu hareketin ölümlü sonuçlanmamasının nedeni olarak görülmektedir. Eğer ki fail eylemini tamamlayıp mağduru öldürebilseydi zaten hiçbir şekilde yaralama söz konusu olamayacaktı. 

5237 sayılı kanunun 35. Maddesinde ‘’Teşebbüs’’ kavramı ‘’Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.’’ şeklinde düzenlenmiştir. Kanun ilgili düzenlemesinin 2. bendi ile icrai hareketini tamamlayamayan fail hakkında indirime gidileceğine hükmetmiştir.

Teşebbüste Kastın Rolü

Metnin lafzından yola çıkacak olursak öncelikle madde işlenecek suçun kast ile meydana gelmesini aramıştır. TCK’nın 21. Maddesinde düzenlenen kast olgusu suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. 

Hal böyle olunca failin kastı, işlemeyi düşündüğü suçu tamamlamak amacına yönelik olmalıdır. Örneğin; fail bıçak darbelerini mağdurun hayati organlarına yöneltmişse bu öldürme kastı olarak kabul edilir.

Suça Elverişli Hareketler

İncelemelerimize yine metnin lafzından devam edecek olursak failin suça elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrai işleme başlaması teşebbüsün varlığı için aranan diğer bir unsur olmuştur. Kural olarak hazırlık hareketleri ile ilgilenmeyen Ceza Hukuku bu noktada failin doğrudan doğruya fiilin icrasına başlamasını istemiştir.

Yani hazırlık hareketlerini kural olarak cezalandırmaz. Ancak failin doğrudan icra hareketine başlaması, artık teşebbüs aşamasına geçildiğini gösterir. Örneğin; bıçağı bilemek bir hazırlık hareketi iken, bıçakla mağdura saldırmak icra hareketidir.

Teşebbüste Elinde Olmayan Neden

Bir fiilin teşebbüs aşamasında kalmasıyla ilgili aranan son koşul ise suçun elde olmayan nedenlerle tamamlanamamış olmasıdır. Öyle ki failin elinde olan sebeplerle fiilinden vazgeçmesi halinde teşebbüs kavramından vazgeçmek mümkün olmayacaktır.

Hal böyle olunca metnin düzenlenmesinde dikkat edilmesi gerekenler failin elverişli hareketlerle eylemine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerden ötürü icrai işlemini tamamlayamaması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yani fail, öldürme kastıyla eyleme başlamış ancak dışsal engeller (örneğin polisin müdahalesi, mağdurun hastanede kurtarılması) nedeniyle suç tamamlanmamışsa teşebbüsten söz edilir.

Yargıtay’ın İncelediği Olay

İncelediğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01.02.2006 tarih ve 107-17 sayılı hükmüne ilişkin olacaktır. İlgili hükmün yerel mahkemesi olan İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen olay şu şekilde cereyan etmiştir;

Sanık D. Ç. tarafından işletilen İzmir Şirinyer’deki Ç. PUB isimli birahaneye 27 Temmuz 2003 günü 24:00 sıralarında alkollü bir şekilde gelen ve bir süre arkadaşıyla birlikte içki içtikten sonra birahanenin kapanacağı yolundaki uyarı sonrasında tartışma çıkarıp hesabı ödemeden ayrılmak isteyen mağdur K.’ın dışarı çıkarıldıktan birkaç dakika sonra işyerinin önüne bıçakla gelip birahanenin camlarını kırdığı, personeliyle birlikte dışarı çıkan sanık D. Ç.’ın uzaklaşmasını söylemesine karşın mağdurun işyeri önünden ayrılmadığı, sanığın bir ara fırsatını bularak mağdurun elindeki bıçağı mücadele ederek aldığı, akabinde mağdurun zorla birahane önünden uzaklatırılmaya çalışıldığı sırada gece karanlığında çıkan kavgada sanığın rastgele salladığı bıçak darbesinin mağdurun karın bölgesine isabet ettiği, iç organ yaralanmasına neden olmayan kesici delici alet yarası nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirecek biçimde yaralandığı dosyadaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.

Özetle; olayda sanık ile mağdur arasında çıkan kavga sırasında sanığın bıçakla mağduru hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı, ancak ölümün gerçekleşmediği tespit edilmiştir.

Yerel Mahkeme ve Yargıtay Kararları

Sanık dosyadaki mevcut deliller ve görülen yargılama kapsamında TCK’nın 81,35/2, 29 ve 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştır. İşbu karar sanık müdafiinin itirazları üzerine temyiz yargı yoluna taşınmış ve kurulun yüksek mahkeme sıfatıyla gördüğü dosyada sanığa atfedilen kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu sanığın geceleyin kavga ortamında mağduru bıçakla iç organ yaralanmasına neden olacak şekilde yaraladığı olayda hayati bölgelerin hedef seçildiğine, eylemin engel nedeniyle sürdürülemediğine dair delil bulunmadığı anlaşıldığı halde verilmiş olması sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesi yerel mahkemenin kararını 03.07.2007 gün ve 7543-5426 kararı ile bozmuştur.

Yerel mahkeme Yargıtay’dan gelen bozma kararına ‘’bıçağın hayati bölgeye isabet etmesi karşısında sanığın kastının insan öldürmeye yönelik olduğunun açıklığa kavuştuğunu belirterek önceki hükmünde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “hükmün bozulması” görüşünü içeren 26.03.2008 günlü tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda değerlendirilmiş ve aşağıdaki gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Yargıtay Kararı: Kasten Yaralama ile Kasten Öldürmeye Teşebbüsün Ayrımı

Etkili eylem (kasten yaralama) suçu ile kasten insan öldürmeye kalkışma suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayanır. Birinci durumda sadece daha hafif sonuç (darp ve yaralama) istenilmiş olup daha ağır sonuç (ölüm) istenilmiş değildir. Fail daha ağır sonucun gerçekleşmesini istediği takdirde, kastın insan öldürmeye yönelik olduğu kabul edilir.

  • Eğer failin amacı yalnızca yaralamak ise, suç kasten yaralama olarak değerlendirilir.
  • Eğer failin amacı öldürmek ise fakat sonuç gerçekleşmemişse, bu durumda suç kasten adam öldürmeye teşebbüs olur.

Bu nedenle her olayda failin kastının doğru tespit edilmesi, verilecek ceza açısından kritik öneme sahiptir.

Öldürme Kastı Nasıl Belirlenir?

Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Öldürme kastının varlığı ise;

  1. Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
  2. Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
  3. Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
  4. Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
  5. Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,
  6. Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.

Kısacası; olayın öncesi, anı ve sonrası ile kullanılan araç, darbe sayısı ve şiddeti gibi unsurlar bir bütün halinde değerlendirilerek failin kastı tespit edilir.

Sonuç: Olayda Yaralama Kastının Kabulü

Özetle, incelenen bu olayda sanık ilk aşamada TCK’nın 81, 35/2, 29 ve 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştır. Ancak sanık müdafiinin itirazı üzerine dosya temyiz edilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, failin mağduru öldürmeye yönelik bir kastı olduğuna dair yeterli delil bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. Yerel mahkeme ise direnerek “bıçağın hayati bölgeye isabet etmesi karşısında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunun” açık olduğunu savunmuştur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; geceleyin, kavganın hareketli ortamında, rastgele salladığı tek bıçak darbesi ile mağduru iç organ yaralanmasına neden olmayacak biçimde yaralayan sanığın hayati bölgeleri özellikle seçtiğine ve eylemini sürdürmesine mani bir hal bulunduğuna dair kanıt da mevcut olmadığına göre, olayda yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir şeklinde hüküm kurulmuştur.

Kategoriler