Bankalardan kredi çekemeyen veya çekmek istemeyen, faizsiz yatırım yapmak isteyen; ev sahibi olmak, araba sahibi olmak veya yeni bir iş kurmak isteyen vatandaşların günümüzde tasarruf finansman şirketleri ile anlaştıkları bilinmektedir. Bununla birlikte uzun zamandır beklenen tasarruf finansman kanunu yasalaştı. Kanunla birlikte tasarruf finansmanı sektöründe yeni bir dönem de başlamış oldu. Kanunla birlikte, sektörün ismi Tasarruf Finansman olarak adlandırılırken, Tasarruf Finansman BDDK gözetim ve denetimine tabi olacak ve sadece uygun görülen tasarruf finansman şirketleri BDDK’ya üye olabilecekler.

“Kısaca Tasarruf Finansman kanunu nedir?” sorusuna yanıt verecek olursak; Tasarruf Finansı sektöründe faaliyet gösteren firmaları, artık BDDK’nın gözlem ve denetimine tabi tutan ve şirketlerin faaliyetlerini ilgili yasanın belirlediği kurallar çerçevesinde sürdürebilmesini zorunlu kılan bir kanundur.

PEKİ, TASARRUF FİNANSMAN YASASINDA NELER VAR? TASARRUF SAHİPLERİNİ VE ŞİRKETLERİ BU SÜREÇTE NELER BEKLİYOR? TASARRUF FİNANSMAN KANUNU NELERİ KAPSAR?

Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren pek çok kişi “Tasarruf Finansmanı nedir?” sorusuna yanıt arıyor. Kısa bir şekilde açıklamak gerekirse: “Bireylerin tasarruf finansman şirketleri vesilesiyle tasarruf yaparak; konut, araç veya iş yeri ihtiyaçlarını karşılayabilmesidir.” diyebiliriz. Tasarruf Finansman yasası da bu sürecin hem şirketler hem de Tasarruf Sahipleri açısından nasıl düzenlenmesi gerektiğini kurallara ve standartlara bağlayan bir kanundur.

Tasarruf Finansman kanunu şartlarına göre, kurulmuş ya da kurulması öngörülen Tasarruf Finansman faaliyetine ilişkin süreçlerin anlaşılabilmesi için aşağıdaki kavramlar eklendi:

  • Tasarruf Finansı Organizasyon Ücreti
  • Tahsisat
  • Tasarruf Finansman Faaliyeti
  • Tasarruf Fon Havuzu

Bu kavramlara kısaca bir göz atalım.

Tahsisat, tasarruf finansman sözleşmesine istinaden tahsisata hak kazanılmasına dayalı bir işlemdir. Tasarruf birikimlerini ve sözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının müşterinin, mirasçısının ya da vekili olan kişinin konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinmesi amacıyla satıcı konumundaki üçüncü kişilere hesabın ödenmesini kapsar.

Tasarruf Finansman faaliyeti, bir sözleşme kapsamında işleme konulur. Sözleşme şartları önceden belirlenir ve koşullar gerçekleştiğinde konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre tasarruf edilerek, sonrasında Tasarruf Sahiplerine finansman kullandırılır. Ayrıca toplanan tasarrufların yönetimini de içerir.

Tasarruf fon havuzu ise şu şekillerde tanımlanır:

  • Belirli bir dönemde tasarruf finansman şirketi nezdindeki birikmiş tasarruflar,
  • Finansman geri ödemelerinden oluşan tutarlar toplamından, tahsisat olarak verilmiş tutarlar ile tasarruf geri ödemelerinin düşülmesinden sonra kalan tutarlar.

DENETİMLER BDDK TARAFINDAN YAPILACAK

Tasarruf finansman şirketleri yıllardır faaliyetlerini sürdürüyor ancak tasarruf finansman yasasına göre bundan sonra faizsiz finans şirketlerini BDDK denetleyecek. BDDK tarafından denetime ve gözetime tabi tutulan şirketler bundan böyle faaliyetlerini belirli standartlarda icra edecekler.

BDDK denetimlerinde tasarruf finansman şirketlerinde şu şartlar aranacak:

  • Sektörde güven ve istikrara zarar vermeyecek bir ortaklık yapısına,
  • İyi yönetime,
  • Yeterli mali güce,
  • Gerekli organizasyon yapısına sahip olması.

Faizsiz finansman şirketlerinin kuruluş izinleri, BDDK yani Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun en az 5 üyesinin aynı yöndeki oyuyla verilebilecektir.

Tasarruf Finansman şirketlerine denetim yapılacak ve yukarıda belirttiğimiz şartları yerine getiremeyen şirketlerin kuruluşları gerçekleşmeyecektir.

PEKİ SÖZ KONUSU BU TASARRUF FİNANSMAN ŞİRKETLERİ TARAFINDAN MAĞDUR EDİLEN VATANDAŞLAR NE YAPMALI?

Bugüne kadar 1 milyon kişiye dokunan sistemde Eminevim, Fuzulev, Birevim, Finansevim, Vakıfevim, Çözüm Tasarruf gibi firmalar öne çıkıyor. Bu şirketlere başvuran vatandaşların bir sözleşme dahilinde şirketler tarafından vadedilen kazanca kavuşması için bir takım ödemelerde bulunulması gerekmektedir. Esas itibariyle bu şirketlerle yapılan sözleşmelerde vatandaş “tüketici” konumunda yer almaktadır. Bu sebeplerle firmalar ile vatandaşlar arasında uyuşmazlık çıktığında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketicinin haklarının korunması gerekmektedir.

Tüketiciye vadedilen şey, ister taşınır olsun, isterse taşınmaz ve para olsun; vadedilen şeyin vatandaşa tesliminde bir gecikme olması halinde tüketici haklı nedenlerle sözleşmeyi sona erdirerek menfi ve/veya müspet zararlarının tazmini talep edebilir.

Bu şirketler imzalattıkları sözleşmeler ile sisteme giren vatandaşlarımıza büyük mağduriyetler yaşatmaktadır. Teslim tarihi, organizasyon bedeli ve cayma hakkı gibi uygulamada çokça sıkıntı yaratan konu başlıklarını koydukları şartlar ile kısıtlayan şirketler daha sonra çıkacak uyuşmazlıklarda üzerlerine yükletilecek sorumlulukları bertaraf etmeyi hedeflemektedir.

Önemle belirtmek gerekir ki; Uyuşmazlığın tutarı 10.390 TL ve üzerindeki ve istisna kapsamında kalmayan tüketici uyuşmazlıkları da zorunlu arabuluculuk kapsamında alınmış ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline gelmiştir. Bu doğrultuda, arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılması halinde dava usulden reddedilecektir.

Kategoriler