Zor durumda şirket yöneticisi, şirket borcu, yönetici ve ortakların şahsi sorumluluğu

Ticari hayatta sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, borçlu şirketin hiçbir malvarlığı bulunmamasına rağmen şirket yöneticilerinin veya ortaklarının ciddi kişisel servete sahip olmasıdır. Özellikle küçük sermayeli, tek ortaklı veya aile yapısına dayanan şirketlerde bu durum alacaklılar açısından büyük risk yaratır. 

Türk Ticaret Kanunu (TTK), şirket tüzel kişiliğinin kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla madde 553 hükmü ile yöneticilere kusura dayalı bir şahsi sorumluluk mekanizması kurmuştur. Bu hüküm sayesinde, şirket borcu bilinçli şekilde ödenmez hâle getirilmişse veya şirket malvarlığı alacaklılardan kaçırılmışsa yönetici artık şahsi malvarlığı ile sorumlu hâle gelebilir.

TTK m.553’ün Amacı ve Sorumluluğun Hukuki Niteliği

TTK m.553, şirketin yönetim ve temsil organında görev alan kişilerin kanuna, esas sözleşmeye, özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davranışları sebebiyle doğan zararlardan şahsen sorumlu tutulacağını düzenler. Bu sorumluluk, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında açıkça belirtildiği üzere haksız fiil sorumluluğu niteliğindedir. Dolayısıyla kusur, zarar ve illiyet bağının varlığı aranır. 

Yönetici, sadece “şirket borcu” nedeniyle değil, kendi hukuka aykırı eylemleri nedeniyle sorumlu tutulur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2019/3452 E., 2020/2215 K. sayılı kararında organ üyelerinin alacaklıyı zarara uğratan hukuka aykırı işlemlerinin haksız fiil niteliğinde olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Şirket Borcu Tek Başına Yöneticiyi Sorumlu Kılmaz

Şirketler ve ticaret hukukunda temel prensip, şirketin borçlarından şirket tüzel kişiliğinin sorumlu olmasıdır. Yönetici, ortak veya müdür doğrudan şirket borcunun borçlusu değildir. Ancak bu ilke kötüye kullanılırsa, yönetici sorumluluğu devreye girer. 

Şirket borç doğduktan sonra malvarlığını kaybediyor veya kaçırıyorsa, borca batık olduğu bilindiği hâlde yeni borçlanmalara gidiliyorsa, finansal tablolar gerçeğe aykırı tutuluyorsa yahut şirket fiilen tasfiye edilerek alacaklılar zarara uğratılıyorsa, m.553 kapsamında yöneticinin şahsi sorumluluğu doğar. 

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2017/4512 E., 2019/2178 K. sayılı kararı bu noktada kritik olup şirket perdesinin alacaklı aleyhine kötüye kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde perde aralanarak yöneticinin şahsi malvarlığına gidilebileceğini vurgular.

Yöneticinin Şahsi Sorumluluğunu Doğuran İşlemler

Borç doğduktan sonra şirket malvarlığının üçüncü kişilere veya yakınlara devredilmesi, şirketin aktifinin boşaltılması ve fiili tasfiye hâline getirilmesi Yargıtay tarafından alacaklıdan mal kaçırma olarak değerlendirilir. Aynı şekilde, yönetici şirketin ödeme gücü kalmadığını bildiği hâlde yeni borçlara girmeye devam ediyorsa bu davranış hileli borçlandırma niteliği taşır ve şahsi sorumluluğu doğurur. 

Şirket defterlerinin gerçeğe aykırı tutulması, sermaye kaybı veya borca batıklığın gizlenmesi gibi eylemler de yönetici sorumluluğunun kabulü için yeterli görülmektedir. Bunların tümü, TTK m.553’te öngörülen özen ve sadakat yükümlülüğünün ağır şekilde ihlali anlamına gelir.

Alacaklılar İçin Profesyonel Stratejik Yol Haritası

Yöneticinin şahsi malvarlığına gidilebilmesi belli bir hukuki sürecin doğru işletilmesine bağlıdır. İlk olarak şirket aleyhine bir icra takibi yapılmalı ve tahsilat sağlanamadığı somut olarak ortaya konmalıdır. Haciz işlemlerinde mal bulunamaması, hesaplarda para olmaması ya da şirketin fiilen faaliyetsiz olduğunun tespiti, m.553 davası bakımından zarar unsurunun belirginleşmesini sağlar.

Devamında yöneticinin kusurlu işlemlerinin tespit edilmesi gerekir. Bu aşamada şirket defter ve belgelerinin ibrazı talep edilmeli, banka kayıtları incelenmeli, taşınmaz ve araç devirleri araştırılmalı ve gerektiğinde bilirkişi incelemesine başvurulmalıdır. Defter ibrazından kaçınma hâli dahi Yargıtay’a göre yöneticinin aleyhine karine teşkil eder. Şirket malvarlığının muvazaalı şekilde devredildiği durumlarda ayrıca tasarrufun iptali davası ile alacaklı korunabilir.

Bütün bu tespitlerin ardından Asliye Ticaret Mahkemesi’nde TTK m.553’e dayalı şahsi sorumluluk davası açılır. Bu dava, şirketten tahsil edilemeyen alacağın yönetici tarafından tazmin edilmesini amaçlayan bir haksız fiil davasıdır. Yargılama sırasında, yöneticinin kişisel malvarlığının kaçırılmasını önlemek amacıyla ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararları talep edilir. Böylece yöneticinin taşınmazlarına, banka hesaplarına veya diğer malvarlığı unsurlarına tedbir konulması mümkün olur.

Dava dilekçesinde şirket perdesinin aralanması talebinin açıkça belirtilmesi önemlidir. Bu talep, mahkemenin şirket yapısını incelemesine ve gerektiğinde şirketle yönetici arasındaki ayrımı kaldırmasına imkân tanır. Özellikle tek ortaklı ve aile şirketlerinde bu talep davanın yönünü belirleyici niteliktedir.

Dava alacaklı lehine sonuçlanıp karar kesinleştiğinde artık borcun muhatabı şirket değil yöneticinin kendisidir. Bu aşamadan sonra alacaklı, yöneticinin taşınmazları, araçları, banka hesapları, mevduatları, maaş gelirleri ve diğer tüm şahsi varlıkları üzerinde doğrudan haciz işlemleri yapabilir. Böylece şirketin ödeme gücü bulunmasa bile alacaklının zararı yöneticinin malvarlığından karşılanabilir hale gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yönetici her durumda şirket borcundan sorumlu olur mu?

Hayır. Sorumluluk ancak kusurlu, hileli veya kötü niyetli işlemler varsa doğar.

Şirket malvarlığı yoksa doğrudan yöneticinin malına haciz konulabilir mi? 

Hayır. Önce TTK m.553’e dayanılarak dava açılmalı, sorumluluk tespit edilmeli ve mahkeme kararı kesinleşmelidir.

Yönetici şirketi ödeme gücü olmadığı hâlde borçlandırmışsa sorumlu olur mu?

Evet. Bu durum Yargıtay tarafından hileli borçlandırma kabul edilmekte ve şahsi sorumluluk doğurmaktadır.

Tek ortaklı şirketlerde perde aralanması daha mı kolaydır?

Evet. Yargıtay özellikle tek kişilik şirketlerde şirket perdesinin kötüye kullanımını daha kolay kabul etmektedir.

Senedin ödenmemesi yönetici sorumluluğunu doğurur mu?

Senedin şirket adına düzenlenmiş olması tek başına yeterli değildir; ancak borçlanma kötü niyetli veya hileli ise yönetici sorumlu tutulabilir.

Sonuç

TTK m.553, şirket tüzel kişiliğinin kötüye kullanılmasını engelleyen ve alacaklıları koruyan güçlü bir hukuki mekanizmadır. Şirket borcunun kasten ödenmez hâle getirilmesi, malvarlığının alacaklılardan kaçırılması veya şirketin hileli şekilde borçlandırılması gibi durumlarda yönetici artık şahsen sorumlu olur ve alacaklı yöneticinin kişisel malvarlığına başvurabilir. Yargıtay’ın son yıllardaki içtihatları bu yöndeki uygulamayı güçlendirmekte ve alacaklıları koruyan bir yaklaşım benimsemektedir. 

Azel Hukuk Danışmanlık olarak, bu çok boyutlu sorumluluk mekanizmasını hem ticaret hukuku hem icra hukuku perspektifiyle ele alarak müvekkillerimizin alacaklarının tam olarak korunmasını amaçlıyor, gerekli tüm hukuki süreçleri profesyonel bir yaklaşımla yürütüyoruz.

Zor durumda şirket yöneticisi, şirket borcu, yönetici ve ortakların şahsi sorumluluğu

Adil, güvenilir ve etkili bir hizmet için...

Kategoriler