- Azel Hukuk
- Kira, Sözleşme
- Şubat 2, 2026
Kira sözleşmeleri, kiraya veren ile kiracı arasındaki kullanım dengesini ayrıntılı kurallara bağlar. Bu kuralların başında, kiracının kiralananı üçüncü kişilere kullandırıp kullandıramayacağı gelir. Uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran durumlardan biri, kira sözleşmesinde açıkça “alt kiraya verilemez” hükmü bulunmasına rağmen kiracının taşınmazı bir başkasına kiralamasıdır. Bu durumda mesele yalnızca sözleşmeye aykırılık değildir; kiraya veren – asıl kiracı – alt kiracı arasındaki üçlü hukuki ilişkinin doğru değerlendirilmesi gerekir.
Bu yazıda, alt kira yasağına rağmen yapılan alt kira sözleşmesinin sonuçlarını; tahliye, ihtar zorunluluğu, alt kira sözleşmesinin geçerliliği, ecrimisil, sebepsiz zenginleşme, zarar tazmini ve ceza hukuku boyutu ile birlikte, Türk Borçlar Kanunu sistematiği içinde kapsamlı biçimde ele alıyoruz.
Alt Kira Yasağının Hukuki Dayanağı ve Sözleşmeye Aykırılığın Niteliği
Türk Borçlar Kanunu m.322 hükmü, kiracının kiralananı üçüncü kişilere kiraya verebilmesi için kiraya verenin yazılı rızasını arar. Kira sözleşmesinde ayrıca açık bir yasak da varsa, kiracının üçüncü kişiyle yaptığı alt kira sözleşmesi açık ve ağır bir sözleşme ihlali anlamına gelir.
Bu ihlal, kiracının taşınmazı nasıl kullandığından bağımsızdır. Alt kiraya verme eylemi tek başına, kiraya verene sözleşmeyi feshetme ve tahliye talep etme hakkı verir. Çünkü burada ihlal edilen şey kullanım şekli değil, sözleşmenin temel yükümlülüğüdür.
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tahliye ve İhtar Meselesi (TBK m.316)
Bu noktada başvurulacak temel düzenleme Türk Borçlar Kanunu m.316’dır. Kiracı sözleşmeye aykırı davranırsa kiraya veren, aykırılığın giderilmesini talep eder; devamı halinde sözleşmeyi feshederek tahliye isteyebilir.
İhtar zorunluluğu, kiralananın niteliğine göre değişir. Konut ve çatılı işyerlerinde mahkemeler çoğunlukla, alt kira ilişkisinin sonlandırılabileceği kabulüyle 30 gün süreli ihtarı aramaktadır. Buna karşılık arsa, açık alan veya çatısız kiralamalarda ihtarsız fesih ve tahliye yolu daha kolay kabul görmektedir. Bu ayrım, davanın kaderini belirleyen kritik bir noktadır.
Tahliye Davasının Muhatabı: Neden Sadece Asıl Kiracı?
Kiraya veren ile alt kiracı arasında hiçbir sözleşmesel bağ yoktur. Alt kiracı, taşınmazı asıl kiracının zilyetliğine dayanarak kullanır. Bu nedenle tahliye davası yalnızca asıl kiracıya açılır. Alt kiracı hasım değildir. Ancak verilecek tahliye kararı, alt kiracıyı da bağlar ve icra aşamasında taşınmazdan çıkarılır.
Bu husus, uygulamada en sık yapılan hatalardan birinin önüne geçer: alt kiracıyı davaya dahil etmek gereksizdir ve usul hatası doğurabilir.
Alt Kira Sözleşmesi Geçersiz mi, Yoksa Sadece Bağlamaz mı?
Alt kira sözleşmesi, kiraya vereni bağlamaz; ancak kiracı ile alt kiracı arasında geçerlidir. Bu nedenle alt kiracı, tahliyeye kadar taşınmazda hukuki bir sebebe dayanarak bulunmaktadır. Bu durum, alt kiracının “haksız işgalci” sayılmasını engeller.
Alt kira yasağı, alt kira sözleşmesini kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Sadece kiraya veren açısından sonuç doğurmaz.
Alt Kiracıdan Ecrimisil Talep Edilebilir mi?
Ecrimisil talebi için haksız işgal gerekir. Oysa alt kiracı, asıl kiracının zilyetliğine ve alt kira sözleşmesine dayanır. Bu nedenle tahliyeye kadar alt kiracıdan ecrimisil talep edilemez.
Ecrimisil, ancak tahliye kararı kesinleştikten ve icra aşamasında çıkarılması gerekirken kullanıma devam edilirse gündeme gelir. Bu andan itibaren alt kiracı fuzuli şagil konumuna düşer.
Kira Farkı ve Sebepsiz Zenginleşme İddiasının Neden Geçerli Olmadığı
Türk Borçlar Kanunu m.77 hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme için kiraya verenin malvarlığında bir eksilme olması gerekir. Oysa kiraya veren, sözleşmedeki kira bedelini almaya devam etmektedir. Kiracının alt kiracıdan daha fazla kira alması, kiraya verenden çıkan bir değer değildir.
Bu nedenle kira farkı, kural olarak sebepsiz zenginleşme başlığıyla talep edilemez. Ancak sözleşmede cezai şart varsa veya açık düzenleme mevcutsa durum değişebilir.
Alt Kira Nedeniyle Zarar Doğmuşsa Tazminat İmkânı
Alt kira ilişkisi, taşınmazın yoğun ve amaca aykırı kullanımına yol açmışsa, fiziki yıpranma veya zarar söz konusu olabilir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu m.334 kapsamında zarar tazmini talep edilebilir. Burada talep edilen şey kira farkı değil, somut maddi zarardır.
Ceza Hukuku Boyutu: Neden Suç Oluşturmaz?
Alt kira yasağına aykırılık, ceza hukuku kapsamında bir suç değildir. Güveni kötüye kullanma veya dolandırıcılık başlıkları uygulamada takipsizlikle sonuçlanır. Uyuşmazlık, tamamen borçlar hukuku ilişkisidir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Alt kiracıya doğrudan tahliye davası açabilir miyim?
Hayır. Alt kiracı, kiraya verenin sözleşme tarafı değildir. Dava yalnızca asıl kiracıya açılır. Ancak tahliye kararı alt kiracıyı da bağlar ve icra aşamasında taşınmazdan çıkarılır.
Alt kira sözleşmesi geçersiz midir?
Hayır. Kiraya vereni bağlamaz; fakat kiracı ile alt kiracı arasında geçerlidir. Bu nedenle alt kiracı tahliyeye kadar hukuki sebebe dayanarak taşınmazda bulunur.
Alt kiracıdan ecrimisil isteyebilir miyim?
Tahliyeye kadar hayır. Çünkü alt kiracı haksız işgalci değildir. Ancak tahliye kararından sonra kullanıma devam ederse ecrimisil talep edilebilir.
Kiracının alt kiracıdan aldığı kira farkını talep edebilir miyim?
Kural olarak hayır. Sebepsiz zenginleşme şartları oluşmaz. Ancak sözleşmede cezai şart veya açık hüküm varsa talep imkânı doğabilir.
Ceza şikâyeti sonuç verir mi?
Hayır. Bu durum ceza hukuku değil, borçlar hukuku ihlalidir ve şikâyetler genellikle takipsizlikle sonuçlanır.
Sonuç
Alt kira yasağına rağmen yapılan alt kira sözleşmeleri, kiraya veren açısından güçlü bir fesih ve tahliye sebebi oluşturur. Ancak sürecin doğru hukuki temele oturtulması gerekir. Ecrimisil, sebepsiz zenginleşme veya ceza başlıkları çoğu zaman yanlış beklentiler doğurur. Esas olan, kira sözleşmesine aykırılığın TBK sistematiği içinde doğru değerlendirilmesidir.
Azel Hukuk ve Danışmanlık olarak, kira hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda doğru hukuki nitelendirme, güçlü delil stratejisi ve etkin dava planlaması ile müvekkillerimizin haklarını koruyoruz. Alt kira yasağına rağmen taşınmazınız üçüncü kişilerce kullanılıyorsa, hak kaybı yaşamadan süreci profesyonel şekilde yönetmeniz büyük önem taşır.